BEYPAZAR TÜRKÜSÜ ( Mustafa Cankara )
Bir sabah günışımı
Bozkır güneşi sırtını ısıtırken
Ya da bir akşam güneşi
Yorgun, hüzünlü ve bir garip
Mor dağlara yaslanırken
Sen o eski İpek Yolundan
Dünün hanlarına, kervanlarına
Selam vererek
Hiç bu özel topraklara
Gurbetten bir yolunu düşürüp
Geldin mi Hemşerim?

Toprağın toprak koktuğu
Gözünün sonsuzluğu bulduğu
Bereketli tarlalara
Bu özgür, sonsuz ovalara
Hiç Ayaş'tan, Nallıhan'dan geldin mi?
Uruş'tan, Karaşar'dan, Kırbaşı'ndan
Çıkıp da şöyle tepelerden
Doyasıya baktın mı Hemşerim?

Tekke Yaylası'nda, Eğriova'da
Yemyeşil, mis gibi bir çam havasında
Buz gibi Pınarların şırıltısında
Çıtır çıtır yanan ocağın közünde
Bozkır akşamlarının, yayla akşamlarının
O huzur veren üstüne ayla yıldız düşen
Anadolu havasını,
Gözlerin ve ciğerlerin bayram ederken
O tabiatın saf türküsünü,
Şükrederek hiç dinledin mi Hemşerim?

Bir bayram arefesi,
Toprağını, sılanı özleyip
Ananı, babanı, bacını, kardaşını özleyip
Mektep arkadaşlarını,
Sağ kalanlarını özleyip de
Gurbetten memleketine giderken
Kıvrım kıvrım Ayaş yollarını aşarken
Bağ evlerine bakarak:
Ayaş yollarını aştım da geldim
Boyunu boyuma ölçtüm de geldim.
Dedin mi Hemşerim?

Bolu Dağları'nı aşarak
Çam kokusunu ciğerlerine çekerek
Seben'de, Mudurnu'da mola vererek
Nallıhan'dan sılana dönerken
Ellerinle tarlalara dokunarak
O mübarek başakların bereketini
Duydun mu yüreğinde?
Gelincik, çiğdem, papatya, kekik
Topladın mı kendi ellerinle?
Soğanotu nedir bilir misin?
Yer alması, domalan, keşir çıkardın mı
Kendi ellerinle topraktan?

Ve bir akşam üstü
İnözü'de bir evin guşganasından
Kararan mor dağların üstünden
Garip bir yolcu gibi akşam güneşinin
İstanbul'a doğru batışını seyredip de
Yarim İstanbul'u mesken mi tuttun
Sevdin güzelleri beni unuttun aman.
Dedin mi yürekten Hemşerim?
Böyledir işte Hemşerim ayrılıklar
Ölümü ayrılıktan zor belleme
Her bir dertten ala yaman ayrılık
Der türküler

Biz ne güzeli ne Uruş'u ne Güdül'ü
Ne Ayaş'ı ne Beypazarı'nı unuttuk.
Ama neylersin ekmek derdi
Kimimiz Engürü'yü, kimimiz koca İstanbul'u
Mesken tuttuk
Burası koca İstanbul 7 tepe
Bir o yaka bir bu yaka
Görmedik ömrümüzün asude geçen bir demini
İki yakamız bir araya gelsin diye
Koşturup durduk
Ne demiş bir Beypazar Türküsü:
Beypazardır meskenimiz, ilimiz
Kim bilir nerde kalır ölümüz
Olsun be Hemşerim,
Diri olalım da, şen olalım da
Tek gurbette olsun ömrümüz.
Depmişiz biz bu hayatın kasnağını
Yaşamak her zaman güzeldir Hemşerim

Ve bir kış günü dündermelerden
Cevizli pekmez sucuğu gibi
Koca koca buzlar sarkarken
Gıldır gıldır yanan odun sobasının yanında
Kurunu ikiye bölüp de beş çayına bandırdın mı?
O sobanın üstünde kestane patlattın mı?
Bir Ramazan akşamı
Sıra sıra Hanlarönü tezgahlarından
Tereni, turpunu, yeşil soğanını
Bir de fırından pideni alıp
Mutfağı da yiyecekmiş gibi
Evine döndün mü?
Sofrada tahta kaşığın elinde
Kulağın Hıdırlık topunun sesinde
Kibritin, cıgaran atışa hazır yanında
Topun gümbürtüsü duyulunca
Ya Allah ! Bismillah ! deyip
Kıyması bol tarhanaya saldırdın mı?

Bir çilingir sofrasında
Üç diş acılı mumbar yanında
Bir sahanda incecik dolmalar
Ayaş'tan bi daha geri dönmeyeyim gali diye
Dolmanın suyunu da başına diktin mi?
Mangalda elekle mısır patlattın mı?
Yer sofrasında koklaya koklaya
İğde, ovaça yedin mi?
Bostanlarda, bağlarda,
Acemiliğinden yarısını yere dökerek
Çarşafa hiç dut silkeledin mi?
Çükündürün, keşirin, hıyarın teveğine dokundun mu?
Kuyumcular çarşısında
El emeğini, göz nurunu sabırla yoğurup
Yıldızları, kır çiçeklerini, buğday başaklarını
Telkari telkari işleyen ustaların
O sihirli tılsımına, alın terinin o inceliğine
Güzelliğine ellerinle dokundun mu?

Tezgahamızda dokunan ipek bürgüsüyle,
Bindallısı sırtında
Oyalı da yazması başında
Kuyruklusu ayağında
Altın kemeri incecik belinde
İncisi, tılsımı boynunda denen bir güzelin
Omuz omuza tepelere uzanan
O vefalı ahşap evlerin arasında uzanan
Dar sokakların taş kaldırımlarından
Salına salına yürüyüşünü
Taştan taşa sekişini
Ceylan gibi süzülüşünü
Hiç unutur muyuz Hemşerim?
Az mı pirebolu, saklambaç
Oynamadık o sokaklarda.

Mahalle arkadaşlarıyla o sokaklarda
Eski konakların avlusunda
Develerin zinciri, ebem yimez peyniri
Çatal budak kaç budak? diye
Uzun eşek oynadın mı?
Kavga çıkınca da Benim bubam
Senin bubanı döver aslanım !" dedin mi?
Met çelmesi, güvercin taklası bilir misin?
Beysporun maçına gidip
Karaşar karında soğutulmuş
Ürün gazozu içtin mi hiç?
Kadınlar hamamına bebekken gittiğinde
Teyzeler sana bakıp bakıp da
Temeli bu beben bubasını da getirseydiniz.
Dediler mi sana da?
Gına hamamında hiç yerlerden
Delikli yüz para kaptın mı?
Bir bayram günü el öpme paranla
Kaba şeker, güdül leblebisi
Şavakkal şekeri doldurdun mu ceplerine?
Orta mektepte hiç sütlü şeker çekiştin mi?
Taş mektebin sıra sıra çeşmelerinde
Elini yıkadın mı?
Sahura kalkıp da gak hoşafıyla
Gartalaç böreği yedin mi?
Uvmaç aşıyla, ebesütle kahvaltı yaptın mı?
Sana ıccacık yarımca pişiriverdiler mi?
Namazda evin anahtarını patlatıp
Trakkal attın mı hiç?
Makarna kesilen gün evde
Bir koca tepsi cimcik yedin mi?
Ekmeğine kimzan ya da
Torba yoğurdu sürüverdiler mi?
Bir mahalle fırınında
Kızaranın arkasından pişen
Esmer ekmekten yedin mi?
Bir tatil günü, kemiğinin iliğini de sorarak
Hiç fırın aşı yedin mi?
Mahalle çeşmesinin önünde
Kille yıkadığın çamaşırı tokaçladın mı?
Devrencik toprağıyla bulaşık yıkadın mı?
Bir külah çekirdek cebinde
Seyyar sandalyeni çekip sobanın yanında
Çaktırmadan ara sıra balkona da bakarak
Senenin en birinci filmini izledin mi?
Elinde çalıntı ekmek ayvası
İnözü'de tasını Karakoca'ya daldırdın mı?
Seni hiç Dutlu'da uyuza attılar mı?
Haftaya bolpazarı günü
Seni de kına gecesine okudular mı?
Güğümün dibini, zilli maşayı
İki tahta kaşıkla, bir şişeyi
Bir de Meşeli'yi dinledin mi?
Meşeli dağlar meşeli
Dibinde halı, kilim döşeli
Kayalar merdin merdin
Kim bilir kimin derdin
Ağaçlar kalem olsa
Yazılmaz benim derdim. dedin mi?
Senin de en cin parmağına
Kına yakıverdiler mi
Tekke Yaylası'nda, Eğriova'da
Karpuzu şişelerle suya saldın mı?
Çıtır çıtır közün üstünde
Hiç soğanotulu patlatma yaptın mı?
Soğanı yumrukla kırdın mı?
Uşakgöl'ün höşmeriminden
Uruş'un güzelim kapamasından yedin mi?
Sonra da bunların üstüne
Ayaş'lı bir testiden lıkır lıkır
Buz gibi suyunu içtin mi?
Ve on kişi birden bir yer sofrasında
Elinde tahta kaşıkla
Beypazar Güvecinden yiyebilmek için
Yanındakilerle yarıştın mı?
Karnını doyurduktan sonra da
Hadi gali kötü kötü yemen dedin mi?

Biz bunları gördük, çok şükür,
Gali ölsek de gam yemeyiz
Ama sen görmemişsen yazık olur
Bir gün bizim buralara çık gel
Bu özel toprakları gör, yaşa
Bütün bunlar tükenmeden gel
Bunlar bizi biz eden değerler
Hemşerimiz olmasan bile yine gel
Bu özel topraklara;
Önce hepimize Tanrı misafiri
Ardından da hepimizle
İyi bir dost olursun.
Yaşamanın güzeli, uzun olanı değil
İyi yaşanılanıdır.

Memişzade Konağı Beypazarı/Ankara Telefon:0312 762 83 72 - 0312 763 37 71 - 0535 679 58 84 - 0532 402 38 61 - 0531 279 40 90

 

edt